08 Temmuz 2012

Büyüyen dünyada küçülen hayaller

    Yine klasik akşamlardan biriydi aslında, dişlerimi fırçalamış, sütümü içmiş, ejderhamı da dolabındaki yatağına koyup yatmaya hazırlanmıştım. Her ihtimale karşı sihirli değneğimi de hemen yatağımın yanındaki masanın üstüne koyup güven ve huzur içinde uyuyacaktım. Küçük sarı arkadaşıma da veda edip iyi geceler dedikten sonra uykuya daldım.

    Rüyalarım gerçek hayatımdan pek de farklı değildi, uçuyordum, oyunlar oynuyordum, bulutların üstünde geziniyordum. Günlerim gecelerim hep böyle geçiyordu. Bu şekilde haftalar geçti, aylar geçti, yıllar geçti...

    Bir gün yine uyandım, ejderham dolabında yoktu, belki küçük sarı arkadaşım bilirdi nerede olduğunu, adını her söylediğimde gelirdi ama bu sefer kaç kere söylersem söyleyeyim gelmedi. Belki onu yanıma ışınlayabilirim dedim, sihirli değneğime uzandım. Yıllardır parlayan ucu bir anda sönüvermişti. Cesaretimi topladım, onu aramaya çıkacaktım. Giyindim, dışarı çıktım, ejderhamı ararken attığım her adımda dünyanın tüm güzellikleri sanki birer birer kayboluyordu, bulutlar ulaşılmaz oluyordu gözümde. Ben büyüyordum, dünyam büyüyordu, küçülen tek şeyse hayallerim... Artık ne bir ejderham vardı, ne de sihirli bir değneğim. Koca adam mı olmuştum yani şimdi? Yoksa sadece hayallerim kadar mı büyüktüm?