22 Nisan 2012

Dıbıllı'dan Baratrum'a mektup

---Şahsa ithaf edilmiş bir blog yazısı---

    Sevgili Baratrum,

    Sen bu satırları okurken, ben yine her zamanki gibi koyunlarımı otlatıyor, kavalımla nağmeler çalarken bağlamamla kulaklarının pasını siliyor olacağım. Sana en son geçen sene 22 Nisan'da ulaşmışım. Tam 1 sene geçmiş üzerinden. Hesabını dondurup 1 ay açmamaya kararlı olduğun zamanlardan birindeydik yine. Bana malak demen, sığır demen ne çok hoşuma giderdi bu çoban halimle. Sen bilir misin ki malakların sığırların ne kadar duygusal hayvanlar olduklarını? Tabii bilmezsin. Şehir çocuğu olmak başka. Ben şehri sadece ODTÜ'de çobanlık okurken görmüş adamım. ODTÜ dediğin de Ankara'nın bir ucu zaten. Neyse konumuz bu değil.

    Mısır'da, Dubai'de, Çin Seddi'nin önünde çekildiğim fotoğrafların hepsinde yüzümde senden uzaklarda olmanın verdiği o mutsuzluk var. Hayat ne kadar garip ki ben bu deli çoban, sana bir süredir ulaşamıyor olmanın hüznünü taşıyor olmakla beraber, yağmuru dibine dibine yiyip vıcık vıcık olmuş toprak gibi yüreğimle sana sesleniyorum. Benden uzaklarda da olsan iyisindir umarım. Ayrıca şu hayatının son çeyreği boyunca aradığın huzuru en fazla 3-5 yıl içinde bulmanı dilerim.

    Bu arada hatırlatmadan geçmiyim dedim, en son 1 ay hesabımı açmıcam dediğinde iddiaya girecekmişiz ama üzerine iddiaya girecek bir şey bulamadığımız için girememişiz. O girmek üzere olduğumuz iddiayı da kaybetmişsin. O yüzden senden bir şey isteme hakkımı kullanmak istiyorum. Bi yazdığıma da cevap ver.

    Sıkıntılı anlarımda sadece bana "Seni anlıyorum dıbıllı" demenin yettiği zamanları özledim lan. (Lan mı?) Sana "Videoyu izle 20 kişiye gönder izlemezsen ve göndermezsen bu gece sevdiklerinden kötü bir haber alacaksın ben bu riske giremedim sana da gönderdim sen de 20 arkadaşına gönder hayatın tadını çıkar içindeki korkuyu yen." diye mesajlar yolladığımda tepki vermeyişini bile özledim. "Düş yakamdan dıbıllı", "Dıbıllı düş yakamdan", "Yakamdan düş dıbıllı" ve diğer permütasyonlarını duymayı özledim. Seninle tavla falan oynardık onlar da güzel anılardı tabi.

    Bu arada hüptirik, tiki-can, tofuduk, dik-dik-dik, happy-dik, pofuduk, pafidik, POPİ, tipidik, höfüdük ve kipidik çok iyiler. Büyüdüler eşşek kadar oldular. Hatta pafidik'in çocukları falan oldu hepsi minik minik tatlı kuzucuklar. Büyükvalide hanımlar nasıllar inşallah? Onlara da çok selam söyle.

    Gözlerinden öperim.


1 yorum:

Adsız dedi ki...

3 gündür beni güldürebilen tek şey oldun. Düşme yakamdan dıbıllı :D