29 Mart 2012

İskender ile Elif'in Hikayesi

    Merhaba, ben Elif. Size bir hikaye anlatacağım. Küçükken sürekli aradığım, onsuz her anımı onun özlemiyle geçirdiğim bir arkadaşım vardı: İskender. İşte bu, çocukluk arkadaşım İskender ile hikayemiz.

    En başta çekinerek yaklaşmıştım belki ona. Ama sonraları birbirimize alıştık, vaktimin çoğunu onunla geçirmek istemeye başladım. sekiz dokuz yaşlarındaydım. Ama o birden ortadan kaybolmuştu. Hayatım boyunca onu tekrar görebilmenin hasretiyle yaşadım. İmkanım olsaydı da onu bir daha görebilseydim diyordum artık. Herşey üstüme üstüme gelmeye başlamıştı. Midem sırtıma yapışmış, ağzımın suyu akıyordu. Ne olur son bir kez göreyim…

    Kendi kendime arayıp onu bulabilecek yaşa geldiğimde daha on sekizdim. Her istediğimde olmasa da sık sık gidip onunla görüşüyor, dertleşiyordum. Bazen aylarımı onsuz geçiriyordum ama hiç darılmıyordu. Her seferinde aynı sevgiyle kucaklıyordu beni. Tüm dertlerimi unutturuyordu bana.

    Erkeğin kalbine giden yol midesinden geçermiş. Bu dünyada erkek olup olmadığımı sorgulatan tek şeydi bana İskender.  O kadar tatlıydı, o kadar içtendi ki, hiç bir şeye değişmezdim onu.

     Günler günleri kovaladı. İkimiz de büyüdük. Ben sekizdim on sekiz olmuştum.  Oysa artık bir değil bir buçuktu. Bir sonraki yaş gününü sabırsızlıkla bekliyordum.

    Ve o gün geldi çattı. O artık bir yaşını daha doldurmuş iki olmuştu. Bütün gece onu düşünmekten uyuyamamıştım. Zaman geçmek bilmiyordu. Tam bir gün sonraydı. Onunla her zamanki gibi bir dönercide buluşmaya karar vermiştik. Masaya oturdum. Garson geldiğinde mutluluktan "iskender" diyebildim sadece… sonuna da "çift" diye ekledim sessizce.
   
    Terlemeye başlamıştım. Geldiğinde ona bakmaya doyamadım. Midem bayram ediyordu resmen. Saate bakmadan ağır ağır yemeye devam ediyordum. Hayat hiç bu kadar güzel olmamıştı. İşte o gün hayatımın aşkını bulmuştum. Onun da bana karşı aynı şeyleri hissettiğinin farkına evlenme teklifiyle varmam da çok büyük bir sürpriz oldu. O anki mutluluğumu tarif bile edemem.
   
    Saate baktığımda gece 2 olduğunu farkettim. Ama kıpırdayacak halim yoktu. Annem çok kızacaktı. Ağır ağır yürüyerek eve gittim. Belki uyumuşlardır diye sessizce girmeyi denedim, olmadı. Annem hemen söylenmeye başladı:

    - Yine o zibidiyle beraberdin dimi?! Yağdan ağzının kenarları parlıyor! Yanakların yoğurt olmuş! Her gün geç geliyorsun eve. Obez misin kızım?! Elaleme ne deriz?

    Tek diyebildiğim "İyi geceler anne..." oldu. Mutlu haberi yarın verecektim. Annemin iyi anına denk gelmiş olacak, kötü karşılamadı bu haberi.

    (3-5 gün hastahanede yattığım midemi yıkadıkları için falan olsa gerek buraları hatırlamıyorum o yüzden hatırladığım yerden devam ediyorum.)

    …Evleneceğim gün geldi çattı. Herşey çok güzel ayarlanmıştı, akrabaları çağırmıştık. Nikah masasına oturduk. Nikah memuru da çok güleryüzlü bir insandı. Adı da Alper miymiş neymiş… Sabırsızlanıyordum. Beklenen soruyu sordu:

    - İyi günde kötü günde, zayıflıkta şişmanlıkta, hiç bir baskı altında kalmadan, Döner oğlu İskender'i ana yemek olarak kabul ediyor musun?
    - EVET EVET EVETTT!!!
    - Ben de sizi Oktay Usta'nın bana verdiği yetkiye dayanarak koca karı ilan ediyorum!
    - Koca karı ilan etmeseydik iyiydi.
    - Ben etmesem 3-5 yıl sonra kendiliğinden olacaktın zaten. Neyse, gelini öpe- pardon… damadı yiyebilirsiniz. Allah bir sofrada kocatsın.

    Ardından bir anons duyduk: "Tatlı törenimiz on dakika sonra başlayacaktır." diye. Dayımdan bir tepsi baklava, Halamdan iki tepsi künefe, Amcamın kızından bir kase keşkül, ve daha fazlası… Herşey tam istediğim gibiydi.

    Yıllar geçti ama, İskender'e olan aşkım asla geçmedi ve geçmeyecek. İyi ki varsın İskender.

    Tarifi imkansız aşklar vardır... Bu da onlardan biriydi… İşte bu da, İskender ile Elif'in aşkıydı.


5 yorum:

RandomGuest dedi ki...

Still better love story than Twilight.

Adsız dedi ki...

aptalca...

AlpereplA dedi ki...

Aptalcaysa amacına ulaşmış bir yazı bence. Oradan dehşet bir kurgusu, zekice bir senaryosu olsun diye yazılmış bir yazı gibi mi duruyor?

Adsız dedi ki...

"Adsız dedi ki...
aptalca...

31 Mart 2012 21:44"
Yok artık.
http://i.imgur.com/ErIup.png

Adsız dedi ki...

Burdan nasıl göründüğünü söyleyeyim sana:en fazla bir beyin hücresinin kullanımıyla oluşturulmuş zavallı bi hikayecik