25 Ağustos 2010

insan beyninin basitliği

Biz dünyada bir prototipini görmediğimiz hiçbirşeyin hayalini kuramıyoruz. Mutlaka söylediğimiz şeylerin bir örneği dünyada var. Gözler mesela, gözleri farklı bir şekilde düşünemiyoruz. Kulaklarımız aslında gözlerimiz olsa dediğimizde ise bunun zaten yarasalarda olduğunu biliyoruz. Burnunun rehberliğinde hareket eden hayvanları biliyoruz. Spider-Man bir örümcekten esinlenmiş, şirinler ise tamamen insan görünümlü küçük mavi yaratıklar, Christopher Nolan bile varolan şeylerden esinlenerek bir senaryo oluşturmak zorunda (hehe). Tavşan şapkanın içinden çıkıyorsa çıkmadan önce de şapkanın içinde olmalı. Gözlerinden alev çıkaran adamı "ateş bulunmadan" hayal etmenin imkansız olduğu gibi hayal gücümüz tamamen sınırlı.

Yani insan beyni hiçbirşeyi daha önceki deneyimlerinden etkilenmeden (yoktan) oluşturabilecek kapasiteye sahip değil. Teorik olarak bu dünyada hiçbirşey icat edilmemiş, keşfedilmiştir. Tungsten'i keşfettik. Sonra bunun ampül olarak kullanılabildiğini keşfettik. Ama zaten parlayan bir çok madde var etrafımızda. "Güneş çok sıcak ve ışık saçıyor. Ben de bunu ısıtırsam ışık saçmaya başlayabilir." diyip ısıtıyorsunuz ve ışık saçmaya başlıyor.

Bir insan kafasından tamamen rastgele bir sayı sallayamaz. Siz bilmeseniz de mutlaka beyin önceki deneyimlerinden faydalanır o sayıyı üretmek için. Diğer türlü fiziksel ve biyolojik bütün kurallara aykırı olur.

Dolayısıyla insan beyni Tanrı fikrini tam olarak anlayamaz. Anladığını zannettiği Tanrı'yı da mutlaka kişileştirmeye, ona göz kulak burun takmaya çalışır ki kişileştirdikçe, kendi seviyesine indirdikçe Tanrı'nın kusurlu bi varlık olduğunu düşünmeye başlar. Sonra da benim aradığım tanrı bu değil diyip isyan eder. Ne kadar muazzam ve ne kadar basit bi beynimiz var.


Hiç yorum yok: