30 Ağustos 2010

en ruhsuz ayrılış senaryosu

--yaşanmamış hikaye--
ilişkisinin bittiğine hiç üzülmemesi gereken insan, bir sabah kahvaltısını yaptıktan sonra kahvesini yudumlarken internetten sevgilisinin facebook'taki duvarına bakıp da "X bekar." yazısını gören insandır.

"Ulan o kadar mı ortalık olduk iyi ki ayrılmışız hee." dedirten bi sevgilidir bu. Üzmeden ayrılır.


25 Ağustos 2010

insan beyninin basitliği

Biz dünyada bir prototipini görmediğimiz hiçbirşeyin hayalini kuramıyoruz. Mutlaka söylediğimiz şeylerin bir örneği dünyada var. Gözler mesela, gözleri farklı bir şekilde düşünemiyoruz. Kulaklarımız aslında gözlerimiz olsa dediğimizde ise bunun zaten yarasalarda olduğunu biliyoruz. Burnunun rehberliğinde hareket eden hayvanları biliyoruz. Spider-Man bir örümcekten esinlenmiş, şirinler ise tamamen insan görünümlü küçük mavi yaratıklar, Christopher Nolan bile varolan şeylerden esinlenerek bir senaryo oluşturmak zorunda (hehe). Tavşan şapkanın içinden çıkıyorsa çıkmadan önce de şapkanın içinde olmalı. Gözlerinden alev çıkaran adamı "ateş bulunmadan" hayal etmenin imkansız olduğu gibi hayal gücümüz tamamen sınırlı.

Yani insan beyni hiçbirşeyi daha önceki deneyimlerinden etkilenmeden (yoktan) oluşturabilecek kapasiteye sahip değil. Teorik olarak bu dünyada hiçbirşey icat edilmemiş, keşfedilmiştir. Tungsten'i keşfettik. Sonra bunun ampül olarak kullanılabildiğini keşfettik. Ama zaten parlayan bir çok madde var etrafımızda. "Güneş çok sıcak ve ışık saçıyor. Ben de bunu ısıtırsam ışık saçmaya başlayabilir." diyip ısıtıyorsunuz ve ışık saçmaya başlıyor.

Bir insan kafasından tamamen rastgele bir sayı sallayamaz. Siz bilmeseniz de mutlaka beyin önceki deneyimlerinden faydalanır o sayıyı üretmek için. Diğer türlü fiziksel ve biyolojik bütün kurallara aykırı olur.

Dolayısıyla insan beyni Tanrı fikrini tam olarak anlayamaz. Anladığını zannettiği Tanrı'yı da mutlaka kişileştirmeye, ona göz kulak burun takmaya çalışır ki kişileştirdikçe, kendi seviyesine indirdikçe Tanrı'nın kusurlu bi varlık olduğunu düşünmeye başlar. Sonra da benim aradığım tanrı bu değil diyip isyan eder. Ne kadar muazzam ve ne kadar basit bi beynimiz var.


24 Ağustos 2010

blogging-stayla

*klavye döverek* rahatladığım her halimden belli oluyor sanırım. yazıyorum rahatlıyorum, rahatlamak için yazıyorum. rahatlayınca yazmayı bırakıyorum. belki siz görmüyorsunuz ama arada bir sırf rahatlamam son bulduğu için yarım bıraktığım sonra da tamamlamadan sildiğim paragraflarca blog yazısı var.


17 Ağustos 2010

17 Ağustos diyince...

17 Ağustos diyince aklıma gelen tek şey doğduğum yer olan Gölcük'e gittiğimizde annemle babamın bana "Bak sen bu hastanede doğmuştun" demesi ve oraya baktığımda masmavi denizden başka hiçbirşey görememiş olmam.

O sular altında kalmış binanın çatısı zar zor seçiliyordu denizin maviliğinde. Ben hiç doğmamış gibiydim. Bir depremin benim bu dünyaya gelişime, ilk nefesimi alışıma dair tüm anıları o binayla birlikte yerle bir etmesi gerçekten garip. Hiçbir yakınım ölmemişti, zarar görmemişti. Sadece ben ölmüştüm orada. Hem de en ufak bir sarsılma yaşamadan.


15 Ağustos 2010

web tasarımcının günlüğü

1.gün: birden telefon çalar bakalım bu sefer ne olacak hadi bismillah diyip telefon açılır.
-Merhaba, ben Süleyman Kapakçı (rastgele isim).
-Memnun oldum ben de Alper Gündoğdu.
-Bir web tasarım işi vardı da yapabilir misiniz? (Olaya bak anasını satıyım. Detay metay yok. la havle vela..)
-Boş olduğunuz bir zaman işyerinize gelebilirim isterseniz o zaman konuşuruz.
-Tamam bugün gelebilir misiniz? (yuh. saat 4 olmuş arkadaşım.)
-Yarın gelebilirim adresi verin
-...
-Tamam ben yarın 1 gibi işyerinize uğrarım.

2.gün: gidilir işyerine kısa bir beklemenin ardından Süleyman beyle görüşmek için içeri alınırsınız.
-Merhaba ben Alper Gündoğdu.
-Biz de tam sizi bekliyorduk. Site işi için değil mi?


ters insan

bi kaç madde.
  • Salağın tekiyim. Ama bazen çok zeki olduğumu düşünebiliyorum.
  • Üşengecin tekiyim. Ama hep ilerleyiş içinde olmak istiyorum, hırslıyım.
  • Hep daha fazlasını istiyorum. Ama her durumda elimdekiyle yetiniyorum ve mutluyum.
  • Bana faydası olmayan şeylerle ilgilenmiyorum. Ama başkalarını kendimden çok düşünüyorum.
  • Duygularımı içimde yaşıyorum. Ama onları içerde biyerlerde unutuyorum.
  • Neden böyle diye soruyorum. Ama nedeni olduğunu düşündüğüm varlığa daha sıkı bağlanıyorum.
  • Varlık içinde yokluk arıyorum. Ama yokluk içindeki varlığı buluyorum.
  • Geçmişimi düşünüyorum. Ama şu anki halimi hatırlıyorum.


13 Ağustos 2010

fobi ve hobi

ya şimdi mesela bişeyden korkuyosun ona korku deniyo ama sonra korkunun kontrolden çıkması böle çarpıntıyla yüz kızarmasıyla tansiyonla falan kendini belli etmesi fobi oluyo.

ölülerden korkuyosun nekrofobi oluyo karanlıktan korkuyosun akluofobi oluyo, yüksekten korkuyosun akrofobi oluyo (abi bende var bundan.), şeytanın sayısı diye 666'dan korkuyosun heksakosioiheksekontaheksafobi oluyo. (bu gerçek)

hobi'ler için de aynı şey geçerliymiş. hobinin kontrolden çıkması artık böle alışkanlık gibi yapılması. mesela biri meraba diyince "sen eşek ben araba", iyi akşamlar diyince "kovalasın tavşanlar." demek gibi böle aniden yapılan şeyler var (bu ben değilim).

araştırdım buldum. klostrofobi kapalı mekanlardan korkmakken, klostrohobi de tam tersi kapalı mekanlarda kendini daha iyi hissetmekmiş. akrohobi de yüksekleri sevmekmiş demek istediğim halde yokmuş öyle bişey... bana öyle bi ek lazım ki sonuna eklediğim kelime onun alışkanlığına sahip olduğumu göstersin. bulamadım gitti...

ps: 666 eski okul numaram diye benden korkan heksakosioiheksekontaheksafobik insanlar varsa artık numaram 85 korkcak bişey kalmadı. (tabi okdontapentafobik değilseniz. hehe.)


08 Ağustos 2010

Inception. aslında böyle bi yazı yok.

bu yazı aslında yok. çünkü ben bu yazıyı yazmadım. çünkü başka birisi zaten yazmış.

Pinky Freud: Christopher Nolan'ı Filozof İlan Edelim

alın okuyun. üşendim ben.


i-Doser Sanal Uyuşturucu

bir arkadaşın tavsiyesi üzerine i-Doser adlı programı indirdim. Söylediklerine ve nette iddaa ettiklerine göre beyninize gönderdiği ses dalgalarıyla sizi istediği ruh haline sokabilen bir programmış.

Uyuşturucu etkisi yaparak insanı uyuşturucu ihtiyacından kurtardığı da söylentiler arasında. Bu programı kullanarak nikotini, uyuşturucuyu, alkölü bırakan insanlar da mevcut. çoğu insan kendinizi şartlarsanız tabikide etkiler beyninizi falan diyo ama ne bileyim yatmadan önce eroin almış gibi oldum açıkçası ben. denemenizi tavsiye ederim.

Burdan indirin: http://download.cnet.com/I-Doser/3000-2054_4-10396009.html

burada sadece alcohol ve content var. memnun kalırsanız internetten "dose files" şeklinde aratarak daha fazlasını bulabilirsiniz.